9 Haziran 2020 Salı

Doğru ve yanlışı ayırt etmede ne kadar başarılıyız?

Dünyaya sanal pencerelerimizden baktığımız bir zamanda yaşıyoruz. Birçok haber görüyoruz. Tonlarca bilgi paylaşılıyor. Peki bunların doğruluğuna, gerçekliğine nasıl karar veriyoruz? Doğru ve yanlışı ayırt etmede ne kadar başarılıyız?

İnsanlar bir sloganı ve ya konuşma konusunu ne kadar çok duyarsa söz konusu slogan veya konuşma konusu o kadar tanıdık hale gelir. Çok geçmeden bu, dikkatli bir düşünmeyle ortaya konulan fikirlerden ayırt edilemez hale gelir. Maalesef paketleme çoğunlukla o kadar etkili bir biçimde yapılır ki izleyici, dinleyici ya da okuyucu tamamen kendi kararını veremez olur. Bunun yerine paketlenmiş görüşü zihnine yerleştirir. Düşünmek zorunda kalmaksızın kabul edilir bir performans sergilemiş olur.

Belki de çok değer verdiğimiz, güçlü bir şekilde savunduğumuz fikirlerin çoğu maruz kalmamızla zihnimize yerleşmiştir. Sosyal medyanın hayatımızda ki yerini göz önüne alırsak, eleştirel düşünmenin hayatımız ve kararlarımız için ne derece önemli olduğunu görmüş oluruz. Belki bunu okuyan arkadaşım, yanılmayacağını, doğruyu ve yanlışı ayırt edebilecek düzeyde olduğunu düşünebilir. Vincent Ryan Ruggiero'nun Eleştirel Düşünme İçin Bir Rehber'inden örnekle açıklayalım:

"Hafıza uzmanı Elizabeth Loftus, üniversite öğrencilerinin ebeveynlerine, oğullarının ya da kızlarının çocukluklarından bazı olayları betimlemelerini istedi. Sonra her bir öğrenciyle bu olay hakkında konuştu fakat bir iki uydurma olayı da konuşmaya dahil etti. Sadece biraz ikna ile öğrenciler sahte olayları “hatırladılar”, detayların üstünde durdular ve bazı durumlarda, Loftus ne yaptığını açıkladığında bile, olayların uydurma olduklarını reddettiler.

Loftus, bu deney dışında çocuklar ve yetişkinler üzerinde farklı deneyler de yapmış ve aynı doğrultuda sonuçlara ulaşmış. Yani zihnimiz dışarıdan gelen uyarılara karşı çok savunmasızdır. Nasıl olduğunu anlayamadan bir fikri savunabilir hale gelebiliriz. Birileri tarafından manipüle edilebiliriz. Belki de şu anda böyle bir durumdayızdır. Reklamlar, sloganlar, takip ettiğimiz haber sayfaları… Kaçı üzerinde durup düşünüyoruz, kaçını sorguluyoruz? Bu konuda eleştirel düşünme için bir rehber olarak bu kitap okunabilir. Eleştirel düşünmenin temeli değerlendirmedir. Bu nedenle eleştirel düşünme, karşılaştığımız bilgi ve argümanları bir süzgeçten geçirmemizi sağlar. Zihnimize bir disiplin kazandırır. Eleştirel düşünmeyi alışkanlık haline getirerek, bu olumsuzluklara karşı zihnimizi koruyabiliriz.

Son olarak kitap, üniversitelerde kaynak kitap olarak da kullanılmış. Üç ana bölüm ve on dokuz alt bölümden oluşuyor. Her bölümün sonunda uygulama soruları var. “Görüş farkı” başlığı altında tartışmalı bir konu paylaşılmış bölüm sonlarında. Bu uygulamalar yapılmasa bile farkındalık kazandırır diye düşünüyorum. Birinci bölümde “Bağlam” başlığı altında eleştirel düşünmenin temelini oluşturan araç ve kurallar anlatılıyor. “Güçlükler” başlıklı ikinci bölümde, eleştirel düşünmeye engel olan faktörler ve bunlardan korunmak için neler yapılabileceği sunuluyor. Üçüncü bölümde ise, eleştirel düşünmeyi hayatımıza yerleştirmeyi kolaylaştıracak stratejiler bulunuyor.

Sümeyra Yılmaz
twitter.com/Smyra_ylmaz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme