11 Mart 2021 Perşembe

Ne düşünüyorsak o oluyoruz

Günlük hayatımızda gerçekleşmesinden endişelendiğimiz birçok menfi durum vardır, “ya arkadaşımla aram bozulursa”, “ya iş bulamazsam”, “ya sınavda başarılı olamazsam”, “ya istediğim evi alamazsam”, vs... Aslında hepimiz içten içe biliriz bunların çoğunun kuruntu olduğunu. Ama bazen öyle bir saplanırız ki o düşünceye, denizde olduğunu bilmeyen balık gibi, kuruntulara hapsolduğumuzu bilemeyiz. Ama şöyle bir şey var, balığın ait olduğu yer deniz elbette, ama bizim ait olduğumuz düşünceler, boş kuruntular olmamalı. Dünyada gördüğümüz olumsuz her durum, aslında kendimizle ilgili.

Bilinçaltının Gücü
’nde Joseph Murphy, bunu bilimsel temellere dayandırarak, kötümsere odaklanmış zihnimize adeta kabul ettiriyor. Kitap boyunca verilen ana mesaj, kişinin etrafına ve kendine daima iyiyi, güzeli ve olumlu olanı telkin etmesi gerektiği. Telkin kelimesi kitapta çok sık geçiyor ve kitabın tamamı da telkinlerden oluşuyor.

Telkinde bulunmak son derece güçlü bir eylemdir. Hafifçe bir o yana bir bu yana sallanan bir gemide olduğunuzu hayal edin. Korkmuş görünen bir yolcuya gidip, “Hiç de iyi görünmüyorsunuz. Yüzünüz yemyeşil olmuş! Galiba sizi deniz tuttu. Sizi kamaranıza götürmemi ister misiniz?” dediğinizi düşünün. Yolcunun yüzü bembeyaz olur. (…) Oraya vardığınızda, yaptığınız olumsuz telkin bu kişi için bir gerçek haline gelir.

Bilinçaltının Gücü, okuruna istediklerine sahip olmanın, mutlu olmanın, pozitif olmanın en kolay ve huzur verici yolunu öğretiyor. Bu da dua etmek, dua ederken duanın gücüne gönülden inanmak. İstediklerimize ulaşmanın en iyi yolu, gerçekten de, dövünüp kendimizi duygusal olarak hırpalamak yerine, minnet dolu bir bekleyiş olmalı, sizce de öyle değil mi? Kendi içimize dönerek, kendimizde var olan mutluluk mülkünün padişahı olmanın gerçekliğini, sadece anlatmakla da kalmamış yazar, kendi hayatında şahit olduğu örneklerle de desteklemiş. Ve bunların içinde gerçekten çok ilginç olanları da mevcut. İnanarak dua eden ve sadece aylar içinde istediği insanla evlenenler, çok kısa bir sürede istediği arabayı alanlar, zengin olanlar, sağalmaz hastalıklardan dua ile kurtulanlar. Hayatta her istediğimizi elde edeceğiz diye bir kural yok elbette, ancak inancın, bizim hayatta durduğumuz yeri değiştiriyor olması, büyük bir gerçek. Ne düşünüyorsak o oluyoruz, ve ne düşünürsek, ona dönüşeceğiz.

Hayal Gücü en güçlü duyudur. Güzel ve iyi olduğunu bildiğiniz şeyleri hayal edin. Ne olduğunuzu hayal ederseniz, o olursunuz.

İstemek ve hayal etmek gerçekten de farklı şeyler. İstediğimiz şeylerde bir kötülük bulamayız tabii ki, ama bir bakalım, üzerine düşündüğümüz şeyler de öyle mi? Üzerine düşündüğümüz, hayalini kurduğumuz şeyler, çoğu zaman isteklerimizin gerçekleşmeme durumudur. Felaketler olursa ne yapacağımızı düşünürüz. Murphy’e göre böyle durumlarda yerine koyma tekniğini kullanarak, kendimizi istediğimiz şeye ve nihai sonuca odaklamamız gerekiyor. Kötünün yerine iyiyi koymak mümkün. Dua ederken, duamızı kabul olmuş ve gerçekleşmiş kabul etmemiz, duamızın gerçekleştiği anda var olmamız ve bunu içselleştirmemiz elzem. İsteklerimiz ve hayallerimiz çatıştığında, bir karmaşa oluşuyor ve kendimizi bir çıkmaza doğru sürüklüyoruz. İstediklerimizi gerçekleştirmek için, isteklerimizin, ve zihnimizde kurguladığımız hayallerin çatışmaması gerek.

Elbette ki kararlılık, inanç ve iyiye odaklanmak, bizi mutluluğa çıkaracaktır. Elimizde sihirli bir değnek yok elbette, her istediğimizi elde etmek zorunda değiliz. Ancak pozitif olmanın verdiği rahatlık bile, buna değer.

Bilinçaltının Gücü, hem bilimsel, hem de derin manevi temellere dayanan, su gibi akıp giden bir kitap. Kitap, benim için adata bir psikolog görevi gördü. Daha ilk sayfalarda bile olumsuz düşüncelerinizden halas olduğunuzu hissedebilirsiniz. Okuyacak olan herkese keyifli okumalar diliyorum.

Nidâ Karakoç
twitter.com/nida_karakoc

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme