Siyah İnci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Siyah İnci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Eylül 2022 Çarşamba

Sadece hissettiğine gerçekten güvenebilirsin

Çocuk edebiyatı yazarı olan Anna Mary Sewell İngiltere'nin Norfolk Bölgesi'ndeki Great Yarmouth'da Religious Society of Friends mezhebine bağlı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Basılı olan tek eseri Siyah İnci’yi, 1871 yılından 1877 yılına kadar, Norfolk’ta Norwich şehri yakınlarındaki Old Catton’a taşındıktan sonra kaleme almıştır. Ayrıca eser, atlarla çalışanlar içinde yazılmıştır. Bu sebeple Anna Mary Sewell, romanını “atların refahı ile aynı zamanda şefkat, sevgi ve saygının insan tedavisindeki önemi” diye açıklamıştır.

Eseri okumadan önce “Black Beauty” filmini izlemiştim ve konu olarak çok beğenmiştim. Zira her şey bir atın bakış açısıyla anlatılıyordu yani Siyah İnci’nin gözüyle. Onun insanlarla olan dostluğu ve bağı o kadar güzeldi ki, yüzyıllardan beri atların neden insanlara daha yakın ve yaren olduğunu çok iyi anlamıştım.

Fakat kitabı okuduktan sonra filmle aynı olmadığını öğrendim. Nitekim kitap, filme daha başka uyarlanmış. Örneğin; filmde Joe kız karakterinde iken kitapta erkek karakterinde. Ayrıca Siyah İnci’nin başından geçen olaylar ise çok başka...

Öyle ki kitap, insanların hayvanlara nasıl muamele ettiğine dair çok ince mesajlar veriyor. Bunu ise en çok din üzerinden yapıyor. İncil’den örnekler vererek. Bu yönden romanda geçen “Londra’da Bir Kira Arabası Atı” bölümünü çok sevdim. Jerry ve ailesi o kadar iyiler ki, Siyah İnci’ye her zaman ince davranır ve ona asla eziyet çektirmezler. Nitekim Jerry bu konuda çok hassastır. Çevresindeki insanlara da hassas olmalarını öğütler. Atlara kötü davranmamaları için sürekli uyarılarda bulunur. Tabii bunun yanı sıra çok da yardım sever, inançlı, dürüst bir kişidir. Kim ondan bir istekte bulunsa yağmur demeden kar demeden koşup yardım eder ve kimseyi zor durumda bırakmaz. Aynı zamanda haksızlığın karşısında da dimdik durur.

Fakat geçen günlerin ardından bu güzel ve iyi kalpli insanların başında kara bulutlar dolaşmaya başlar. Jerry, soğuk havaların nedeniyle ağır bir hastalık geçirir ve bundan sonra işini yapamaz hâle gelir. Siyah İnci ise bir başkasına satılır. Yaşadığı onca güzel günlerin ardından merhamet yoksunu insanların eline düşer. Acımasızca gece gündüz çalıştırılır. Bir gün bile dinlenmesine izin verilmez.

Oysa Jerry’nin yanındayken pazar günleri dinlenir ve yediği güzel yemeklerle rahat ederdi fakat o günler Siyah İnci için çok gerilerde kalmıştır. Zira bazı insanların ne kadar kötü bir kalbe sahip olduğunu acı da olsa öğrenmiştir. Gözlerindeki o hırsı, bencilliği görmüştür. Gerçi bunu çok önceleri arkadaşı tarafından da biliyordu ama dinlemek, yaşamak kadar tecrübe vermiyor maalesef...

Arkadaş demişken biraz da Zencefil’den bahsetmek isterim. Zencefil, güzel mi güzel kestane renginde olan atlardan biridir fakat bunun yanısıra çok hırçın ve öfkelidir de. Öyle ki yanına gelen insanları dahi ısırır. Bir gün Siyah İnci, buna şahit olunca, ona bunu neden yaptığını sorar ve Zencefil’de başından geçen tüm olayları anlatır. En nihayetinde Siyah İnci çok üzülerek arkadaşına hak verir ve geçen günlerin ardından iki sıkı dost olurlar. Fakat bir zaman sonra yolları ayrılmak zorunda kalır. Siyah İnci başka bir yere Zencefil başka bir yere gider ama kader bu ya tekrar hiç bilmedikleri bir yerde karşılaşırlar ve iki dost hasret giderirler. Ancak Zencefil’in durumu bu sefer iyi değildir. Sahibinden gördüğü kötü muameleler yüzünden artık ölmek istediğini söyler. Siyah İnci, bu sözlerin ardından çok üzülür ve arkadaşını rahatlatacak tek kelime dahi edemeden yanından ayrılmak zorunda kalır. Ve bir gün dostunu ölmüş olarak görür. Bir yanı kötü insanlardan kurtulduğu için sevinir ama bir yanı da dost acısıyla kıvranır.

İşte kitabın bu kısmı ve filmde de yer alan bu sahne gönlüme öyle hüzün vermişti ki yaşadığım o duyguyu ifade etmem gerçekten bana çok zor gelir. Belki okuyanlar ya da okuyacak olanlar anlayabilir.

Ayrıca şunu da belirtmek isterim ki: ister at olsun ister başka bir hayvan eğer vahşi ve saldırgansa bunun tek nedeni gördüğü eziyetten ve sevgisizliktendir. Zira yaratılan her şey sevgiyle var olmak, merhametle muamele görmek ve iyilikle yaralarının sarılmasını ister. Belki de başının sadece okşanmasını... Hem siz de bilirsiniz ki şefkatle uzanmış her eli kabul ederler hayvanlar. Çünkü biz insanlardan daha kuvvetli hissederler sevgi dolu bir kalbi ve bağlanmaları daha safi, çabuk olur. Ama bir ömür boyu da sevgileri sürüp gider.

Kitabın sonlarına doğru ise Siyah İnci, dostu Joe’ya kavuşarak günlerini sıcak yuvasında geçirmeye devam eder. Artık bir daha ne kimseye satılacak ne de zorluklar çekecektir. Tıpkı Jerry’nin yanında olduğu gibi rahat ve mutlu olacaktır.

Son cümle olarak merhametli ve iyi niyetli olmanın yüceliğini anlatan, öğütler veren ayrıca kötü bir kalbe sahip olan insanların da vahametini gözler önüne seren bu kıymetli eseri okumanızı tavsiye ederek, iyi okumalar dilerim.

Kitaptan sevdiğim birkaç alıntı:

"Oysa komşularını seven, insanlara ve hayvanlara şefkat gösteren insanları gördüğünüzde, bunun Tanrı’nın işareti olduğunu bilebilirsiniz, çünkü ‘Tanrı sevgidir’".

"Tanrı’nın hiçbir yaratığına eziyet etmeye hakkımız yok. Hayvanlara dilsiz diyoruz, doğru dilsizler, neler hissettiklerini söylemiyorlar; fakat konuşmamaları daha az acı çektikleri anlamına gelmiyor."

"İnsanlar sadece gözünle gördüğüne gerçekten güvenebilirsin derler; fakat bence sadece hissettiğine gerçekten güvenebilirsin."

Fatma Saldıran
twitter.com/Fatmasldrn_