Daniel J. Siegel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Daniel J. Siegel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ağustos 2022 Çarşamba

Kaosa son vermek üzerine etkili bir tarif

Çocukları anlama üzerinde birçok kitap geçti kütüphanemden. Aralarında gerçekten başarılı bulduklarımdan bir tanesi de Dramsız Disiplin oldu. Çünkü gerçekçi, objektif ve çözüm odaklı.

Çocuk davranışını, hem beynin gelişim süreçlerini hem de çocuğun psikolojik ve bilişsel varoluşunu anlamlandırarak ele alıyor yazarlar. “Dramsız bir disiplin nasıl mümkün olur?” sorusunun cevabını yakalamaya çalışırken araya serpiştirdikleri başarılı ve başarısız örnekler de son derece faydalı. Çünkü itiraf edelim, hepimiz “Bunu yaşayan tek ebeveyn ben olamam.” diye konuşurken buluyoruz kendimizi. Yazarlar bu noktada ısrarla yalnız olmadığımızın, hatta mükemmel ebeveyn diye bir şeyin mümkün olmadığının ve hatta çocuk terapistleri olarak kendilerinin de hatalar yaptıklarının altını ısrarla çiziyor. Ve ekliyorlar; bu hataları onarmak imkânsız değil ve bu hataları onarmak için hiçbir zaman geç değil. Çünkü son zamanlarda adından sıkça söz ettiğimiz “nöroplastisite” kavramı var şükür ki. Yani beynimiz, her an ama her an öğrendikleriyle, yaşadığımız deneyimlerle yeniden şekilleniyor.

Kitap temelde, disiplin diye adlandırdığımız şeyin anlamı üzerinde duruyor öncelikle. Disiplinin yaygın anlayıştaki kontrol ya da ceza uygulamalarının aksine, koşulsuz sevgi ve şefkat ortamında öğretme ve yetenek kazandırma süreci olduğunu vurguluyor. Zaten “disiplininin” kelime kökeni de “öğrenen kimse” anlamındaki “disciple” sözcüğünden geliyor.

Dramsız disiplin metodunu neden öğrenmeliyim diye soranlara şöyle bir cevap veriliyor kitapta:

1- Çocukların iş birliği içinde doğru olanı yapmalarını sağlamak ki bu kısa vadeli bir hedef.
2- İkinci ve uzun vadeli olan, hatta belki ilkinden daha önemli olan hedefse çocukların “zor durumlar, engeller ve kontrolü kaybetmelerine neden olabilen duygusal fırtınalarla dirençli bir şekilde baş etme kapasitesi geliştirme”lerini sağlamak.

Özetle, dramsız disiplinin amacı sadece günü kurtarmak değil, vizyoner bir perspektifle, koşulsuz sevgi ve şefkat bağlarını güçlendirerek çocuklarımızın gelecekte de duygu, düşünce ve davranışları ile doğru bir şekilde yüzleşebilmelerini ve bu üçlü ile sağlıklı yollardan baş edebilmelerini sağlamak.

Çocuğun disipline en çok ihtiyaç duyduğunu düşündüğümüz zamanların ardında ise bazı fırsatlar ve anlamlar var elbette. Örneğin, en güçlü öğrenmelerin bu “yaramazlık” anlarının ardından gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel. Ayrıca çocukların ebeveynlerine ya da bakım verenlerine duygusal anlamda (koşulsuz sevgi ve şefkat ortamı) en çok ihtiyaç duydukları zamanlar bunlar. Haliyle güçlü bağlar oluşturmak için kaçırılmayacak fırsatlar vadediyor bu zorlu zamanlar.

Dramsız disiplin yaklaşımı size madde madde bir uygulanacaklar listesi ya da sihirli bir değnek sunmuyor. Yazımın en başında bu nedenle ilk önce gerçekçi olarak tanımladım kitabı. Pratik bir söylemi var ancak bununla beraber bu söylemi zenginleştirmek ebeveyn olarak sizlerin yaratıcı çözüm yolları bulmanıza, yani çocuğunuzla olan ilişkinizi sadece size özel kılarak yeniden yapılandırma iştiyakınıza bağlı. Nedir bu söylem?

1- Çocuğunla ÖNCE bağ kur.
2- Bağ kurduktan SONRA yönlendir.

Ne demek bu bağ kurmak?

Bağlantı, dikkatimizi çocuklarımıza verdiğimiz, onları dinleyecek kadar onlara saygı duyduğumuz, sorun çözmeye yönelik katkılarına değer verdiğimiz ve davranış şekillerini beğensek de beğenmesek de onların yanında olarak onlarla iletişim kurduğumuz anlamına gelir.

Kitap boyunca altı çizilen bu cümlenin bencesi de şöyle: Yedi yaşındaki çocuğunuzun arkadaşına vurma davranışını kabul etmeyebilirsiniz (hatta etmemelisiniz) ama çocuğunuzun o arkadaşına vuracak kadar öfkelenmesini, yani duygusunu kabul etmeli ve o duyguya saygı göstermelisiniz. Çocuğunuz için sağlıklı bir sınır inşa etmelisiniz (Çünkü bu çocuğun hem öğrenme süreci hem de güvenli bağlanması için elzemdir.), öte yandan bu sınırları ihlal ettiğinde de sonsuz sevginizi ona hissettirebilmeli, duygusunu kabul etmeli ve hatasını telafi etmesi için destek olabilmelisiniz. Bağlantı kurmanınsa çeşitli yolları var ve bu sizin biraz önce ifade ettiğim gibi yaratıcı ebeveyn gücünüze bağlı. Bunun en basit yolu ise fiziksel temastır diye de not etmiş olalım.

Peki ikinci madde olan yönlendirmek ne demek?

Bağlantı kurmanın ardından, çocuğunuz sizi dinlemeye hazır hissettiğinde ve elbette siz de çocuğunuzla konuşacak kadar sakin kalabildiğinizde çocuğunuzu doğru olan davranışa götürmektir yönlendirme. Ancak burada önemli olan da şu, çocuğa doğru olanı her zaman siz söylemek zorunda değilsiniz. Hatta 3-4 yaşlarından itibaren sadece yansıtma yaparak ya da doğru soruları sorarak atacağı adımı kendisinin belirlemesine destek olursanız, hem çocuğun üst beynini güçlendirecek hem de çocuğunuzun gelecekteki ilişkisel bağlarına yatırım yapmış olacaksınız.

Özetle söylemek gerekirse “bağlantı kurma ve yönlendirme çocukların hem şimdi hem de yetişkinliğe geçiş aşamasında daha iyi insanlar olmalarını sağlayacak. Yaşamları boyunca ihtiyaç duyacakları içsel becerileri oluşturacak.

Kitapta, bu sistemi kurabilmeniz için fazlaca örnek ve alt strateji mevcut, ne yazık ki hepsine burada yer vermek mümkün değil. Öte yandan, “mükemmel ebeveyn” olma yolunda anne babalara her gün pompalanan milyonlarca davranış seti yerine son derece basit iki söylemi olan ve gerisini tamamen sizin ilişki dinamiğinize bırakan bu kitabı kendi doğal ebeveynliğini yaşamak arzusunda olan herkesin okuması gerektiğine inanıyorum.

Çocuklarla her gün ayrı bir gündem ve bu bazen çok yorucu oluyor, iki çocuk annesi olarak bunu çok iyi biliyorum ve yazımı bu nedenle kitabın da ilk cümlesi olan ve gerçekten söylemek istediğim şu cümle ile bitirmek istiyorum:

Yalnız değilsiniz.

Feyza Gönüler
twitter.com/FeyzaGonuler