15 Şubat 2013 Cuma

Kalbinin kuytusunda şiirler saklayanlara

Ömrüm kitap sayfaları arasında geçsin diye çırpınmama rağmen, söz konusu şiir olunca tanıyamadığım bir seçicilik giyiyorum üstüme. Hem ben çok şiir ezberledim, anladım ki yağmur her şeyi biliyor.. Ama önemli olan yağmuru bilebilmektir diyerek seçiciliği bir kenara bırakıp yeni şairlerden de okuyarak yola devam ettim.

Yolum tozlu kitap raflarından geniş kitabevlerine düştüğünde; gencecik, sıcacık bir şairle tanıştım sapsarı ve incecik bir kitap sayesinde. Henüz 30’larında olmasına rağmen kısa denilebilecek bir yazın sürecinde kendi şiir çizgisini oluşturabilmiş bu kadından bahsedeyim ilkin. Adı Gonca Özmen. Şiirle haşır neşir çoğu başarılı yazar gibi (bkz: Nilgün Marmara). İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. Ama günümüzdeki yazar/şair tayfasının çoğunluğuna göre, harekete geçmek için demlenmeyi beklememiş, ve ilk şiiri bir edebiyat dergisinde henüz 15 yaşındayken yayımlanmış.. Elime aldığım “Kuytumda” adlı ilk kitabını da 18 yaşındayken çıkaran Özmen’in içindeki küçük kızın birkaç satırla nasıl bu kadar dolu bir hüzünden bahsedebildiğini gördüğümde, bunca yıldır içimde tutup da erteleyip yazamadıklarıma hayıflanmadım değil..

Çoğu incecik şiir kitabına bir heves para döküp alıp okuduktan sonra çok pişman olmama rağmen, bu kadının cümleleriyle tanıştığımda içimden o his uçtu gitti. Hem “Her şiir yeni bir sancıdır” diyor haklı olarak benim o en sevdiğim şiirinde. Ve şair, bize o sancının üç katmanını gösteriyor bu kitapta. İlk bölümde ay’dan bahsederken hafif bir sitemi dokunduruyor yüreğimize, “Kimin kıyısında dursam, bir rengin usul usul dağılışı gibiyim..” diyerek. Bazen boyundan büyük laflar etmeye yeltense de şiirleri, işte benim sevdiğim o ‘kadın şair’ duygusunu çocuk yönünü de hatırlatarak şaşırtabiliyor:

"Hangi kabuğa sığar şimdi
Hiç durmadan dizlerini kanatan bu aşk?.."

İkinci bölümde, renklere değinirken, son kısımda kısa kısa cümlelerle ‘imgeleri’ kitabına katan Özmen, taş, duvar, göl, zaman, uzak kelimelerini günlük hayattan cümlelerle şiirleştirmeyi tercih etmiş. 18 yaşının heyecanına vererek, bu kısım şair için belki de sonradan toparlanmak üzere ucu açık bırakılmıştır diyorum. Yine de son dönem şairlerinin edebiyatın kalbine atacağı çiziğin biraz farkında olmak isterseniz, ve kalbinizde gizlediğiniz şiirleri, en önemlisi de o hiç kimseye diyemediğiniz sitemleri bir genç kızın kaleminden okumayı tercih ederseniz, bu kitabı öneririm.

"Öyle daralttık ki içimizi
Bir saksılık toprağa yer yok.
Herkesin kendini gösteriyor pusulası
Ağaç kendi göğünü biliyor sadece."

Hilal Yıldırım
twitter.com/caydemleyelim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme