26 Aralık 2012 Çarşamba

Yaşam ağaçsa, meyveleri ah'tır

"Hayatı, yazıdan daha çok önemsiyorum. Bir ağacı anlatmak yerine gölgesinde oturmak daha iyidir."
- Mustafa Kutlu

Kimi okuyarak, kimi görerek kimi de yazarak hayata karşı yaşama tercihini yapar. Kimin neyi daha fazla yaptığı, aslında yaşam öyküsü. Didem Madak'ın "Ah'lar Ağacı" bir şiir kitabından beklenen ne varsa, çok daha fazlasını ve ah'lısını sunuyor gözlerimizin çevresine. İki gözü iki çeşme ağlamak serbest, bitiren çıkabilir.

"Vasiyetimdir:
Dalgınlığınıza gelmek istiyorum
Ve kaybolmak o dalgınlıkta."

Zaman zaman kırgınlıklarımızı ve öfkelerimizi ifade etmekten kaçınır veya istesek de beceremeyiz. Bir ses ararız. Bu ses genelde ve görebilene şiir olur. Ve şair, bir anne gibi omzumuza dayar başını.

"Kimi gün öylesine yalnızdım
Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
Annem
Ki beyaz bir kadındır
Ölüsünü şiirle yıkadım."


Sanılmasın ki Didem Madak mutsuz veya karamsar bir şairdir. Bana kalırsa şair, dünyanın tüm hırslarından ve huzursuzluklarından kendini şiirle "kurtarmış", kurtarılmış bir "gölge"dir. Bu gölge yazın serinletir, kışın ise ısıtır. Yüreğinizi.

"İnsan çıtır ekmeği ısırdığında,
Kırıklar dolar kucağına,
İşte orası umudun tarlasıdır.
Ve orada başaklar ağırlaştığında,
Sayısız ah dökülürdü toprağa."


Her şey bizim elimizde. Ne kadar kullanıp, neye uzatıp ve neden çekip çıkardığımız önemli elimizi. Eldir bir şairin kalbiyle beyni arasında birikenleri kağıda döken. Zaferimiz olabilir bir ah.

"Güçlü bir el silkeledi beni sonra
Sanırım tanrının eliydi,
Sayamadık kaç ah döküldü dallarımdan
Çok şey görmüşüm gibi,
Ve çok geçmiş gibi başımdan
Ah dedim sonra,
Ah!"


Didem Madak iç ses olup söylüyor; gelin ve ahlar ağacından siz de biraz meyve toplayın.

Yağız Gönüler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme