13 Temmuz 2019 Cumartesi

Dijital dünya ve insanlar

Yaklaşık yirmi iki yıl önce Muska adlı romanını okuduğumda Sadık Yemni’nin, cesur davranıp kimsenin uluorta konuşmak istemediği konularda, yazmış olmasına hayret etmiştim. Doğal olarak zekice yazılmış ve birkaç hikâyenin iç içe harmanlandığı bu romanı, o zamanlar, beğendiğim romanlar listesinde üst sırasına taşıdım. Oradan hiç inmedi. Yeni yazdığı bilim-kurgu, polisiye dalında onlarca başarılı eserini şimdilerde gençlerle birlikte okumak eski bir okur olarak hayli gönendiren bir hal. Bereketli bir kalemin eseri neticede. Tabii hal demişken, “Hikmet halden ibarettir.” diyenlerin zaman yolculuğuna çıkmış gibi, Çağrılan-KarsH’da onbirinci yüzyıl ve günümüz arasındaki değişmez bağlara işaret ediyor Yemni. Muhyiddin İbnü'l-Arabî’nin dediği gibi “Cenab-ı Hak kuluna ihtiyacı suretinde tecelli eder.”. İhtiyaçlarla bitmeyen istekler arasında salınan modern insanların durup düşünmesine vesile olacak cinsten bir soluklanma. Hem zekâ pırıltıları ile ışımış satırlar, hem de derinliğin hâkim olduğu anlatımda sanırım herkes payına düşeni alacaktır diye düşünmeden edemiyorum.

Usta yazar Sadık Yemni’nin iki yeni kitabı, Ketebe’den çıkan Çağrılan-KarsH ve Hayalet Kapısı romanlarından bahsediyorum. Bir yapay zekânın Kars’ta sonlanan yolculuğunu ve o esnada olup bitenleri konu alan yeni romanını okurken ister istemez sorular belirdi. Mesela, “Size benzeyenim” derken, robotlar mı insanlara benziyor, yoksa insanlar mı robotlara? sorusunun cevabı tam olarak nedir? Bu soru ile insan zihninde manayı hermetik bir dil olarak kabul edenlerin varlığını ve güzelliğini hatırlatıyor, bir an için başka bir boyutta gezdiriyor insanı. Öte yandan bakıyorsunuz, sürekli telefonla haşır neşir insanların halini de sorguluyor roman kişisi her yerde. Ki haklılık payı büyük. Distopik zamanları iliğinde kemiğinde hissetmeye başlamış genç nesilleri bekleyen tehlikeler, insanları düşünmeye sevk ediyor bir bakıma.

Sekülerleşmiş dindar kesimin hakikati ötelemesi ve bunun bir sorun olarak büyümesini anlatan satırlarda ilerliyor okur. Gerçekte arayanlar, “Anahtara talibim” ve sonra “Sufi gayri mahlûksa civanmertliğe de talibim” diyen tasavvuf ehli insanları anlatıyor. “Nefis Allah’ın insandaki en büyük oyunudur. O oyunu ancak ruh bozabilir. Kulun Hakk’ a secde ettiği yere mihrap denmesi bu yüzden midir? Evet. Mihrap harp yeri demektir. Nefsle cenge tutuştuğun yer.

Ahmed Yesevî’nin asasıyla, gönülden gönüle açılan yollarda ilerleyenlerin hikayesi bu diyorsunuz. İrfan, aşk mayasıyla mayalanmış Anadolu’da avın avcının ne hallerden geçtiğini haber veren bir roman. Robotik bedeni bile olmayan ana ünite benzeri bir parçanın firarı, Ebu’l Hasan Harakanî Hazretlerinin türbesinin önünde, ‘dijital dünyaya teşne ve inançlı biri’ni arıyor olması hayal gücümüzde hayli ürkütücü, farklı dalgalanmalara yol açabilir.

Bir sistem analizcisi, bir yazılımcı olarak önemli bir ekibin sayılı elemanlarından Alan. Romanın önemli kişilerinden. New York, İstanbul, Amsterdam, Kars bir uçtan bir uca geçiş. Yaklaşmakta olan bir tehlikenin habercileri ise romanın daha akıcı bir mecrada ilerlemesini sağlıyor.

Prometheus’a benzeyen L.M. tipi Atlas’a dair, bir hikâyenin heyecanı içinde buluyoruz kendimizi. Silikon Vadisi’nde bir yerden çok pahalı en yeni buluş olan bir yapay zekâ çipi çalınıyor ve sempozyumda katılımcılardan birinde. Herkes çipin peşinde.

Kars’taki organizasyonda, konkordatocular, ajanlar, o şehirden bu şehre savrulan Cemil Meriç’e öykünen etkinlik erbabı kişiler… Yakın geçmişte şahidi olduğumuz bir dönemde geçiyor olması ise romanın başarısını arttırıyor: “ABD’nin bütün hışmıyla Türkiye’nin ekonomisinin üzerine çullandığı günlerdeydiler. Bunun için hamleler daha çok Londra, Tel Aviv para merkezlerindeki post tecrübeli tefeciler tarafından yapılıyordu.”. Ekonomi ve siber düzenbazlık sahalarında yetişmiş Nicolar’ın faaliyetleri romanın akışında görmek mümkün.

Hayalet Kapısı ise yine sanal paralar, Bitcoin, Deep Web-Derin Web ve yine yapay zeka örgülü korku-polisiye romanı. Yakın gelecek provaları yapanlar, harddiske indirilen zihin kopyaları, holografik bedenli zeki üniteler hayatımıza giren hızlı gerçekliklerden. Tarık ve arkadaşlarının serüvenleri, kapıyla imtihanları bu romanda soluk kesmeye devam ediyor.

Meral Afacan Bayrak
twitter.com/tarcnckmaz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder