25 Ekim 2016 Salı

Yaşamak sakin olmakla mümkün

"Ölümüm bir kandil olacak
Akşamlar, akşamlar, akşamlar olacak
Sevmenin en güzel yaşlılığı ölümün
Yaşaman gibi sakin, sessiz, kendiliğinden."

- Turgut Uyar, Kendime Ağıt

"Varoluşun en yüksek mahkemesi, yaşama kendi verdiğimiz anlam'dır. İnsan ancak kendisi önünde verir hayatının hesabını." cümlelerinin altını çizdiğimde, aslanda yaşlanmanın bize çok yanlış anlatıldığının da farkına varmış oldum. Yaşlanmak ya da yaşlı olmak, belirli bir yaşın üzerine çıkmak, ölüme yaklaşmak gibi anlamlara gelmiyor. Yaşlanmak; tecrübe kazanmak, yeni bir yaşla yeni tecrübeler edinmek anlamına geliyor. Belki de doğum günü yerine yaş günü denmesi daha doğrudur, kim bilir?

İnsan hangi yaşta olursa olsun, kazandığı ve edindiği iyi-kötü ne varsa ona borçludur: yaşlanmaya. Mühim olan yaşlanırken kazandıklarımızın farkında olabilmek. İşte Wilhelm Schmid, Sakin Olmak adlı kitabında modern insanın bu bir türlü göremediği farkındalığı göstermeye çabalıyor: "Sakin olmak, yaşam boyu size çok önemli görünmüş bir şeyi gönül ferahlığıyla usul usul terk etmekte yatıyor olabilir... İnsanlar bahçeleri niye severler? Çünkü bahçeler, tıpkı dinler gibi, insanı tüm zamanlar boyu acıtmış olan fanilik yarasına merhemdirler. Fanilik özellikle modern insanın başına beladır, sonla beraber bir kara deliğe düşeceğine iman eder çünkü."

Wilhelm Schmid, sakinliğe ulaşma yolunda on adım öneriyor. Bu adımlar aynı zamanda kitabın bölümlerini oluşturuyor:

1. Yaşamın mevsimleri üzerine düşünceler
2. Yaşlılığın ve yaşlanmanın hususiyetlerine anlayış göstermek
3. Yaşamı kolaylaştıran alışkanlıklar
4. Hazların ve mutluluğun tadına varmak
5. Ağrılarla ve mutsuzlukla baş etmek
6. Yakınlık hissetmek için temas
7. Bir ağa bağlı kalmak için, sevgi ve arkadaşlık
8. Şen ve sakin olmak için kendini dinlemek
9. Onunla beraber yaşayabilmek için, ölümle ilişki kurmak
10. Ölümden sonra olası bir yaşama dair düşünceler

"Yaşlanırken birçok bakımdan, yaşamın başlangıcından itibaren geçtiğimiz gelişme aşamalarını, tekrar katederiz - ancak tersine doğru." der Schmid. Bu tıpkı, gittikçe yaşlanan insanları bebeklere benzetmek gibi bir durumdur ki gerçekten öyledir. "İnsan ölüme doğru doğar" da diyebiliriz belki.

Kitabın aslında "Sükûnete giden 10 adımı bulma denemesi" olduğunu belirtiyor felsefeci Schmid. Yaşlandıkça bazı olanakların ortadan kalkmasıyla birlikte insanın isyana kalkıştığını, "Ne yani, bu kadar mı?" diye sorular sorduğunu, çoğu zaman hüznün gidip yerine ağır melankolinin geldiğini, tüm bunların çaresinin yalnızca haplarda olmadığını söylüyor. Öte yandan Alman düşünür, yaşlanmayı ruhsal ve fiziksel olarak ikiye ayırıyor ve çözümlerini de bu iki alan için ayrı ayrı yaparken aslında ikisinin de birbirini tamamladığını izah ediyor. Çünkü günümüzde, modern zamanlarda ruh ve beden birbirinden kopartılmış, insan yalnızca bedenden ibaret robotik bir varlık(!) olarak kabul ettirilmek istenmektedir. Schmid şöyle diyor: "Modern çağda yaşlanmanın bir sorun olması, anlamsız sayılmasından, dahası erken teşhis edilerek kararlılıkla mücadele verilmesi gereken bir hastalık gibi görülmesindendir... Modern çağın ifrada varan Benizmin'in bir ürünü olabilir; ebediyen genç kalacak bir Ben'in propagandacısıdır bu izm: Her yerde hazır ve nazır ve ebedi bir ben. Forever young."

Sürekli birilerine kendini gösterme, kendini kanıtlama çabasında olan insan şüphe yok ki yaşamındaki anlamı kaybetmiş, o anlamı kendi dışında olan 'şeylerde' aramış, nihayet yitip giden günlerinin hesabını da kendi dünyasının dışında tutmak-vermek gerektiğini düşünen bir düşüklüğe inmiştir. Schmid, "Varoluşun en yüksek mahkemesi, yaşama kendi verdiğimiz anlam'dır, insan ancak kendisi önünde verir hayatının hesabını." diyerek tüm bunları şiddetle reddediyor ve bize göre tasavvufî gelebilecek, batının da artık kullandığı o 'bilge' referansları gösterircesine şu cümleleri vurguluyor:

- Bilge insan, o an elinde olanla yaşamayı bilen'dir.
- Yaşamla barışıklığın refakatçisi, sakin olmak'tır.
- Şen bir sükunet, hüznü de dışlamaz.
- Ölüm üzerine düşünmek (...) yaşamda benim için neyin önemli olduğuna açıklık kazandırmak içindir.
- Yaşlanmaya yüklenebilecek kültürel bir anlam, hayatı kolaylaştıran ve zenginleştiren kaynakların şimdide keşfi'dir.

Yeni yaşlar kazandıkça hatırlama zevki'nin anlamının ve öneminin artacağını da söylüyor Schmid. "Hayat hikayemizi meydana getiren tek tek bir yığın hikayeyi hatırlayışımız kimileyin bir icattır aynı zamanda, yaşamın dolaşık iplerini 'anlam ifade edecek' bir kırmızı ipliğe sarmayı amaç edinen bir icat." diyerek bu icadı aslında kitabın ilk sayfalarında şöyle sanatsal ifadelerle bir sanat eserine dönüştürmüştü: "İnsanın kendi yaşlanmasıyla yaşamasını öğrenmesi, vaktiyle gayet doğal olan bir şeyi sanata dönüştürmeye dönük yeni bir ödev koyar önümüze: Anti-Aging yerine Art of Aging, yaşlanma sürecinin zıddına bir hayat kurmaya kalkışmak yerine onunla birlikte yaşamaya çalışan bir yaşlanma sanatı."

Kitap boyunca sürülecek yol, insanın aslında yeni yaşlarında karşılaşacağı zorluklar hakkında da ipuçları veriyor. Daha önce mutluluğun diktatörlüğüne karşı yüreklendiren Wilhelm Schmid, bu kısa ama rehber niteliğindeki kitabıyla (İletişim Yayınları, 100 Sayfa) modern insana yine soru sorduruyor, çözüm bulduruyor ama en önemlisi de düşündürüyor. Böylece soru(n)lar bir anda yaşamın gizlerindeki güzelliklere dönüşüveriyor.

Yağız Gönüler
twitter.com/ekmekvemushaf

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder