24 Ağustos 2016 Çarşamba

Mutluluk diktatörlüğüne karşı yüreklenmek

"Mutluluk elde edilecek bir şey değil. O zaten orada; doğarken içimizdedir. Onu kaybetmedik, sadece uzaklaştık, kendi kendimize sırt çevirdik."
- Chandra Mohan Jain (Osho)

1953 Almanya doğumlu Wilhelm Schmid, Zürih’te bir hastanede hastalara “felsefeyle manevi destek” hizmeti vermesiyle ün kazanmış bir psikolog. İletişim Yayınları'ndan çıkan dört kitabı da oldukça ince fakat üzerinde düşünülmesi ve tekrar tekrar okunması gereken makalelerden oluşuyor. Bunun sebebi de Schmid'in bu çağın insan üzerindeki baskılarını hem batıda hem de doğuda görüp, üzerine yoğun çalışmalar yapması hiç şüphesiz.

Turgut Uyar'ın "Sevgim Acıyor" şiirinin hemen ilk dizelerinde yazmış olduğu gibi mutsuzluktan hem dikey hem de yatay manada söz eden biri Schmid. Bunu yaparken ne mazeretler üretiyor ne de 'çağın gerekliliklerinden' bahsediyor. İnsanın acıyan yerlerine bastırıyor kelimelerini. Böylece ortaya hem tespit hem de çözüm kitabı çıkıyor. Okuyucuların da bunu fark edip tavsiyelerinin yoğun olmasından kaynaklansa gerek, 2014 Ocak'ta çıkan "Mutsuz Olmak: Bir Yüreklendirme", bir yıl içinde dördüncü baskısını yaptı. Dünyanın çeşitli üniversitelerindeki tebliğlerin dışında kitapları da on beş farklı dile çevrilmiş Schmid'in.

92 sayfalık 10 bölüme ayrılan kitapta talihle karşılaşma, mutluluğun her zaman mutlu edip etmemesi, edebi hoşnutlukla vedalaşma, hayatın güzelliklerinin sadece olumlu şeylerde olmadığı, bir hastalık olarak depresyon ve bir aşkınlık yeteneği olarak melankoli, intihar, mutsuzlukla beraber yaşayabilmek ve insanlığın üzerinde lanetli bir gölge gibi dolanan melankoli çağı üzerine son derece 'yaşayan' ve 'reçetelendirilmiş' metinler yer alıyor. Önsözde başlıyor Wilhelm Schmid'in 'insanlıktan yana' tavrı: "Mutluluk diktatörlüğü tehdidi, mutsuz olmaya pek alan bırakmıyor. Mutluluğun insan hayatı üzerindeki mutlak egemenliğinden şüphe duyan herkes suratına sert bir rüzgâr yiyor. Keskin bir karamsarlığın can sıkıcı bir şey olduğu doğrudur. Lakin kışkırtıcı bir iyimserlik de her zaman keyifli olmaz. Mutsuzlar öylesine sindirilirler ki, durumları hakkında konuşmaya hatta düşünmeye bile cesaret edemez olurlar, çünkü her şeyi pozitif görmeleri gerekiyorken negatif düşüncelere kapılmış olacaklardır."

İnsanlık tarihine bakıldığında mutlu bölümlerin mutsuz bölümlere göre küçücük bir yeri kapladığı görülecektir. İnsan olmanın hususiyetleri arasında yer alan mutluluk da mutsuzluk da, hayatı zenginleştiren şeylerdir. Şöyle diyor Schmid: "İnsan hayatındaki esas meydan okuma, mutlu olmak değildir. Biraz bilgi ve herkes denemeyle bunu başarabilir, sınırlı bir süreliğine de olsa. Mutsuz olmakla baş etmek, onu sindirmek ve ona dayanmak çok daha zordur; kahramanca olan böyle bir hayattır. Yaşama sanatının öteki ve belki de daha büyük kısmını, bu meydana getirir; çünkü herhangi bir anda mutsuzlar hep toplumun küçük bir azınlığından daha fazlasını oluştururlar."

Tecrübenin içeriğine bakıldığında, mutsuzluk anlarından insanın kazandığı şeyler ortaya çıkacaktır. Yaşam savaşında mutluluğun da mutsuzluğun da getirileri vardır ama en büyük tecrübeler en büyük acılarda saklıdır. Sürekli hoşnut olmak isteyen birinin kazancı maddi, dolayısıyla geçici olacaktır. Georg Kreisler'in "Mutluluk ancak hoşnutsuzluktadır" sözüne atıfla Schmid, "İnsanlığın tarihinde meydana getirilmiş olan, hayranlık uyandırıcı ne varsa, bunların ancak küçük bir kısmı hoşnutluk eseridir. Yaşam ereği olarak hoşnutluğa haddinden fazla değer biçiliyor. Yeni eylemlerin mahmuzu hoşnutsuzluktur, insan olmaya özgü olan budur... Belki de ancak şüphe edebilen, çaresizliğe düşebilen insan, büyük ve fevkalade şeyler yaratabilir. Hoşnut olan, arkasına yaslanmayı yeğleyecektir" der.

Melankolinin insanın varoluşunda 'en doğal hâl' olduğunu belirten Wilhelm Schmid, ruhun oluş tarzı ve bir karakterin asli unsuru olarak melankoliyi çok kritik bir yere koyar. Eski Ahit'te Süleyman'ın Meselleri'ndeki hikmetlerde yas tutmanın gülmeye yeğ tutulduğunu ve kalbi iyileştireceğini hatırlatır. İnsanın sadece hiçbir şeyin kalıcı olmayacağını, her şeyin gelip geçici olduğunu düşünmesini bile mutsuz olmaya yeteceğini fakat buradaki mutsuzluğun asla bir hastalık ya da karakteristik özellik değil aksine mühim bir refleks olduğunu vurgular. Basel Üniversitesi'nde 2011 yılında yapılan bir araştırmada düşüncelere dalmayı tercih eden ve depresyondan mustarip insanların ödevlerini daha esaslı ele aldıklarını ve kararlarını daha akıllıca verdikleri teyit edilmiştir.

Hayatta hep büyük duygular yaşamak isteyen bir insana aşkın, sevincin, neşenin yetmeyeceğini söyleyen Schmid, iyisiyle kötüsüyle hayatı bütün olarak yaşamadan kemale erilemeyeceğini söylüyor: "Kesintisiz yaşam sevinci insanı takatten düşürebilir, yaşam kederinin sunduğu türden bir molaya ihtiyaç duyabilirsiniz. İnsan olmanın bütün imkânlarını yoklamak ve hayatın kemaline varmak için, ilk bakışta çok uzak gelse bile, galiba üzüntüyü de sonuna kadar tatmak gerekir."

Günümüzde birçok psikoloğun üstüne basa basa söylediği 'modern insanın anlam arayışındaki yenilgisi, anlam kaybı, anlam yoksunluğu' gibi önemini sürekli artıran konu hakkında da söyledikleri son derece önemli Schmid'in: "Anlam kuvvet verir, anlamsızlık kuvvetten düşürür. İnsanlar bir anlam görürlerse, birçok şeye göğüs gerebilir, birçok şeyi alt edebilirler, bir anlam göremezlerse hemen hiçbir şeyin üstesinden gelemezler... Anlam boşluğunu maddi mallarla doldurmaya dönük her deneme daha ziyade kaygı doğuruyor, çünkü bunlar her zaman kaybedilebilirler."

Modern insanın anlamı nerede bulabileceğini de irdeleyen Wilhelm Schmid, mutlulukta anlam aramanın boşluğa çıkacağını, bunun da geçici ve gereksiz bir gönül hoşluğundan öteye gidemeyeceğini belirtiyor. Modern insanın mutluluk stresi yaşadığı, mutluluk peşinde koşmaktan yorulduğu, sürekli mutluluk üzerine konuşmak istediği, mutsuz insanlara olan tahammülsüzlük ve tüm bunlarla beraber gelen panikatak, anksiyete, taşikardi gibi rahatsızlıkları hep çevresindeki mutsuzluklara yükleme gibi anlamsız hâller de Schmid'in bilgisinden birikiminden payını alıyor. Bir çözüm olarak kendisi şu teklifi yapıyor: "Alternatif, başka türlü mutlu olunacak bir hayattır; yaşarken hep kat etmemiz gereken ümitsizliğe engel olan, mutsuzluklarla birlikte yaşanabilen bir hayattır."

Mutsuz olmak, insan olabilme yolunda bir imkândır. Kitap tüm yalınlığı ve akıcılığıyla işte bunu detaylandırıyor. Mutlu olmak zorunda değiliz çünkü sanılanın aksine yaşamın güzellikleri mutsuz anlarda toplanmıştır, bunu bilmeliyiz.

Yağız Gönüler
twitter.com/ekmekvemushaf

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder