29 Haziran 2012 Cuma

Giderken kafası karışık olanlara

Onur Ünlü'nün, nam-ı diğer Ah Muhsin Ünlü'nün ilk ve tek şiir kitabı. Zaten başka kitabı da yok, maalesef. 2005 yılında Sel Yayıncılık tarafından basılan kitapta, kendisi hakkında şiire dair şu bir yorum bulunuyor:

"22 Haziran 1993 akşamı, saat altıya çeyrek kala başladığı şiir çalışmalarına, 4 Eylül 1998 sabahı on biri yirmi geçe son verdi. Tekrar şiire başlamak için uygun koşulların oluşmasını tevekkülle ummak istiyor."

Kendisinin şiirlerinde, hem üretken zekasının hem cesaretinin hem de mizah yönünün kuvveti parıl parıl parlamaktadır. Zira Onur Ünlü, Türk televizyonu ve sinemasına onlarca film kazandırmış bir senarist ve yönetmendir. 1999'da Deli Yürek'le ateşi yanan filmografisi, 2011'de yayınlanmaya başlayan Leyla ile Mecnun'a kadar uzanıyor. Daha da uzanmasını temenni ediyorum.

Kitaba geçecek olursam, 69 sayfada kalması tek ayıbı. Şiirlerde aforizma cümbüşü ve akılda kalıcı muziplikler ön planda. Birçok şairin yaptığı gibi yeni bir şeyler söylemek uğruna yenilik budalası olmuyor Ah Muhsin Ünlü'nün dizeleri. Kendince bir yenilik bu. Üstelik dahice.

"Ayakkabılarını kapımın önünde görmek istiyorum!
Çünkü bu,
Seni seviyorumun içine nal salmak demektir
Ve hareketinin bana durduğunu akla uydurur.
Oysa seni sevmem toplumu meşru kılar

Ve gitmen beni dile indirger sevgilim."

Ben Ah Muhsin Ünlü şiirinde yoğun olarak Cahit Zarifoğlu etkisi görüyorum. Elbette İsmet Özel'in "Erbain"ini okuyanlar da farkına varacaktır ki yoğun bir Erbain etkisi de var. Ancak bu gayet doğal, sebebi burada açıklanamayacak kadar uzun fakat klasik. Başlıkların uzun tutulması, belli hece düzenlerine daha fazla ağırlık vermesi, bol bol deney yapması ve günlük konuşma dilinden faydalanması da bu etkilenmenin tepkileri. Tüm bunları başarıyla buluşturunca şiirlerin de tadı damakta kalıyor ve üstelik bağırsak tembelliğine sebep olmuyor.

"Öfkemi devletle bir toprağa gömüyorum
Aklımsa çamura saplandı saplanacak

Şems çeker çıkarır kitabı havuzdan; kuru
Ertan, alsana şu tüfeği duvardan benim ellerim ıslak."

Sonsöz mühimdir. Kitabı bir solukta okumayınız çünkü dönüp dolaşıp tekrar okumak isteyeceksiniz. Arada bir gülmek için ihtiyaç, hüzünlenmek için hiçbir şey hissetmeyeceksiniz. Lakin giderken, "ne bu?" diye soruyorsanız, bu gidiş ne gidiştir, bir durun ve düşünün. Bu kitapla. Şiirle.

"Sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
Belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma

Bilesin; göğsümde hangi yöne açılmış tek gülsün
Yani, ya bu eller öpülür ya sen öldürülürsün
-Hadi iç de çay koyayım!"


Zihinler için afiyet olması dileğiyle.

Yağız Gönüler
twitter.com/YagizGonuler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder